” Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar…
Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın ”
Ataol Behramoğlu
Miami ; kıtanın en renkli , en cıvıl cıvıl , en neşeli , en sıcak kentlerinden.
Atlas Okyanusunun dev dalgaları eşliğinde sıcacık günler sizi bekliyor.
Florida’nın en gözde kentlerinden olan Miami ; yol kenarlarını süsleyen palmiyelerin simgesi olduğu bir şehir.
Sahide ki eğlenceleri ve sabahlara dek süren gece hayatıyla ABD’nin güney kıyılarının eğlence merkezi konumunda.
Miami, güneş ışıkları ile pırıl pırıl parlar. Okyanusa bakar.
Veeeee her zevke hitap edebilen bir şehirdir.
Okyanusa dost ve iç içe yaşayan bir yerdir. Atlas Okyanus ‘ u kıyısında bir şehirdir ve ortalama 5,000 türün yaşadığı düşünülmektedir.
Halkın % 65 ‘i İspanyolca konuşmaktadır.
En büyük sektör haliyle turizm.
Muson ikliminin yaşandığı kent için en ideal dönem ; kasım ve mayıs ayları arası.
Hiçbir tepesi olmayan, tamamen düz bu kentte, kış yok.
İnsan buraya tekrar dönebilmek için gün sayıyor.
Diğer pek çok Amerikan kentin de olduğu gibi, yollarda kedi ve köpek yerine bol miktarda sincap göreceksiniz.
Bazen deriz ya ” ben bunu nerede giyeceğim diye ” işte tam yerindesiniz :))
Kısa – açık fark etmez ne varsa giyin :))
Eğer yaz ayında Miami’ye gidiyorsanız, mutlaka yağmurluğunuzu yanınıza alın.
Benim gibi sadece deniz ve güneş keyfi yapmayacaksanız eğer yanınızda mutlaka yürüyüş için sağlam bir çift spor ayakkabısı bulundurun derim.
İhtişamlı villalarının yanında doğal harikalarıyla insanın aklını başından alır.
Miami, ismini tarihte yaşamış olan Mayaimi Kızılderili kabilesinden almıştır.
Kaşif Penco Leon’un isim babası olduğu Florida (çiçeklerle bezeli demekmiş) eyaletinin ikinci büyük kentidir.
Günümüzde farklı etnik gruplardan oluşan bir çeşitlilik hakimdir.
Latin Amerika’ya Geçiş Kapısı olarak da bilinir MİAMİ.
Hem gökdelenlerin hem palmiyelerin iç içe olduğu bir yer.
Kentin altı bataklık olduğu için metro yapılmamış.
Ulaşım, sadece otobüsler ile sağlanır.
Zaten kentte yaşayanların büyük çoğunluğunun aracı olduğundan, otobüse yalnızca turistler biniyor.
Küba, Karayip ve İspanyol kültürüyle yoğrulmuş olup kozmopolit bir yapıya sahiptir.
Deniz kum güneş üçlemesi ile sizi kendine aşık eder.
Miami denilince aklımıza ilk muhteşem bembeyaz sahilleri, patenli kızlar ve genellikle Will Smith gelir.
Sokaklarda 24 saat hayat var hareket var.
Her yaş her millet her ırk sokakta. Renk renk.
Sabahın ilk ışıklarıyla plajda soluklanan çok insan var. Hatta pek çok evsiz sizi karşılar.
Ben normalde de çok erken kalkıyorum hele tatillerde daha da erken.
İlk iş doğru sahile koşmak oldu benim için.
Ama ne sahillll.
South Beach’te güneşlenmeden sakın gelmeyin !!!
Miami’nin ünlü plajlarından olan South Beach ; doya doya deniz ve güneş keyfi yapabileceğiniz bir yer.
Kum plajı ve harika suyu olan South Beach tam bir Miami klasiği denebilir.
Plajda güneşlenin , spor yapın ve paten kayanları izleyin.
Miami, sıcak ve dört mevsim beyaz kumlu plajlar üzerinde güneşlenmek ve bol bol yüzmek için çok uygun.
Okyanusta yüzmek çok değişik. Okyanus suyu ılık ve serinletmiyor.
Bulanık ve dalgalı da aynı zamanda.
Sıcak suyu, zeminin taş yerine kum olması çok güzel.
Hemen yanınızdan hızlıca bir yengeç geçtiğini görebilirsiniz.
İlk manzara şaşkınlıklar içinde bıraktı beni. Sabah serinliğinde battaniyesini kapan okyanus sesi eşliğinde meditasyon yapmaya gelmiş.
Hem manzara hem ortam beni büyüledi resmen.
Dalga sesi okyanus sesine karışıyor böyle olur meditasyon müziği dedim.
Bende onlara katıldım.
O kadar kalabalık ki sahil inanamadım gerçekten.
Sabahın o saati ve herkes orada.
Miami de keşfedeceğiniz kendi kendinize deneyimleyeceğiniz pek çok güzellik bir arada.
Little Havana bunların en başlarında geliyor. Kübalılardan oluşuyor bu sevimli semt. Ufak dükkanlar , kafeler size Küba ‘dayım dedirtebilir. Puro merakınız varsa buradan alabilirsiniz. Almasanız bile bir kaç dükkan gezin bence.
İngilizce sorulara İspanyolca verilen cevaplar ve Küba kahvesi eşliğinde devam eden derin sohbet sizi çok eğlendirecek :))
Fark etmez ki, gözlerinin rengi,
İster denizi hatırlatsın, ister geceyi.
Bir sevgi dolu bakmayı bilmeli insanın gözleri,
Bir de hep gülmeli göz bebekleri.
Elif Şafak
South Beach işte filmlerde izlediğimiz hayran kaldığımız o plaj.
Beyaz kumları sahil boyu tahta kulübeleri oyuncu martıları ile sizi hemen sarıp sarmalıyor.
Nefes kesen gün doğumları ile sizi kendine bağlayacak.
Dalga sesi ile baş başasınız bu sahilde.
Ben bu sahilin hemen dibinde kaldım. Loew’s isimli otelde.
Biraz erken organizasyon yapabilirseniz uygun rakamlara bu otelde konaklayabilirsiniz.
Geceliği 250-270 dolar gibi düşünün. 3-4 gece yetiyor.
Yada bu sahile paralel bir cadde daha var orada fiyatlar daha makul. Belki erken rezervasyon imkanınız olmaz.
Hosteller pansiyonlar sırt çantalılar ile dolu.
Güneş kaybolduktan sonra, Miami’de dans ve gece kulüpleri , meltem esintisi eşliğinde misafirlerini eğlenceye doyurur.
Eğlence için geldiyseniz doğru yerdesiniz.
Kartpostallardan, Scarface, Dexter ve pek çok filmden tanıdığınız yerin adı ise Ocean Drive.
Tüm cadde boyunca tropik havayı hissediyorsunuz.
Ocean Drive ; bu bölgede çok fazla zaman geçireceksiniz bana kalırsa.
Özellikle de akşam saatleri. Patenli kızlar önünüzden geçerken bi yandan da okyanus da güneşi batırın ve keyifle içkinizi yudumlayın.
Lincoln Avenue da ise masalar kaldırıma atılınca atmosfer acayip oluyor diyebilirim.
Amerikan Ulusal Gelişim Programı tarafından yapılan istatistiklere göre kentte ; oturanların çoğu Amerika dışında doğduğu en yüksek oranlı kent olarak belirlenmiştir.
Miami, alışveriş severler için cennet gibi. Bu kentte tasarım kıyafetlerden ve günlük kıyafetlere her şeyi bulabilirsiniz.
Ama benim tercihim Bayside Market place oldu. Hemde nefis bir yemek yedim.
Tadına bakmadan dönmeyin diyebileceğim bazı lezzetler ; marine edilmiş Küba eti , siyah fasulye yada pilavla servis edilebilen et yemeği nefis ” Picadillo “, peynirli ve kremalı siyah fasulye çorbası oldukça leziz , Hindistan cevizli kurabiye ise müthiş “Pasteles de Coco”.
Her gün uğradığım diğer bir mekan ise ; The Frieze çok deneyimli bir dondurmacı, doğal seçenekler sizi bekliyor.
Hem de South Beach’te
Bir dergide Miami ile ilgili şöyle bir bilgi okudum ; Amerika’nın en zengin kenti ve dünyanın en zengin 5. kenti.
Alışveriş merkezleri, plajları, kafeleri bizlere sınırsız seçenek sunar.
Sahilde yatarken üstünüzden sık sık geçen helikopterlere şaşırmayın.
Kuyruğunda etkinlik haberlerini duyuran bayraklara göz atın. Gece hayatını takip gayet kolay :))
Ayrıca köpek balığı takibi de yukarıdan yapılıyor bilginize :))
“Her nereye gidersen git,
Yolun sonunda, yine kendinle karşılaşırsın.”
TS Eliot
Benim gibi hem spor yapmaktan hemde izlemekten hoşlanıyorsanız Miami Heat takımının maçına bir göz atabilirsiniz.
American Airlines Arena ‘da hem maç izlemenin tadı da bir başka.
Birçok Hollywood filmi çekilen pırıltılı şehirde, ülkenin zengin ve ünlü yıldızlarının ihtişamlı malikaneleri bulunmaktadır.
Sophia Loren ‘ ın evi…kırk milyon dolar ve aidat on beş bin dolar :)))
MİAMAİ bana sürpriz yaptı ve marinada TOM HANKS ‘ i gördüm ama çokkk yaşlanmışşşş :))
OKYANUS İLE İÇ İÇE YAŞAYAN GÜNEŞ İLE DOST BU ŞEHİR SİZLERİ BEKLİYOR…